Ana içeriğe atla

Kayıtlar

JOHN LOCKE VE EĞİTİM

  Aydınlanma felsefesinin kurucularından olan J.Locke, filozof kimliği ile pek çok konuda olduğu gibi eğitim konusunda da bir takım görüşler ileri sürmüş, hatta bu konuda doğrudan ya da dolaylı eserler yazmış bir filozoftur. Locke, ortaya koyduğu düşünceleri ile klasik Aydınlanma’ya özgü olan temaları ön plana çıkaran birisidir. Ona göre de birey özgür olmalı; akıl, hayatın kılavuzu yapılmalı, kültürün her alanında bilimde, dinde, devlette ve eğitimde gelenek ve otoritenin her türlüsünden kurtulmalıdır(Gökberk,1990: 330). Bu yaklaşımların sonucunda Locke, politik açıdan özgürlüğün ön plana alınmasını, dinin akla uygun olmasını, eğitimde ise yararlı ve doğal olanın tercih edilmesini savunmuştur. Nitekim onun temel mesajı; “ uzlaşım, âdet ve otoriteyi körü körüne izlemeyin. Olgulara yönelin ve kendi başınıza düşünerek, kendiniz karar verin.” olmuştur (Magee, 2000: 117). Locke, modern felsefenin genel eğilimine de uygun olarak felsefesinde öncelikle insan bilgisinin kaynağı sorununu ...

BİREYSELLİK VE KÜLTÜR - Georg Simmel

  Özgürlük ve Birey       Bireysellik dediğimiz şeyi İtalyan Rönesansı çağının yarat tığı konusunda genel bir mutabakat vardır Avrupa'da. Bununla, bireyin ortaçağdaki ortaklık biçimlerinden, yani hayatının, faaliyetlerinin ve te mel itkilerinin örüntüsünü homojenleştirici gruplar içinde kısıtlamış olan biçimlerden içsel ve dışsal olarak kurtulmuş olması kastedilir. Söz konusu biçimler bireyin sınırlarının bulanıklaşmasına yol açmış, kişisel özgürlüğün, bünyevi biricikliğin ve kişinin kendine duyduğu sorumlu luk hissinin gelişmesini ketlemiştir adeta. Ortaçağın her türlü bireysel lik izinden yoksun olup olmadığı meselesini bir kenara koyacağım. Bir ilke sorunu olarak bireysellik üzerindeki bilinçli vurgu sahiden de Rö nesans'ın özgün kazanımıymış gibi görünmektedir. Bu da güç sahibi ol ma, temayüz etme ve şan şeref kazanma isteğini insanlar arasında gö rülmedik ölçüde yaygınlaştıracak şekilde gerçekleşmiştir. Bu dönemin başlarında Floransa'da. rivayet edildiği gi...

TÜRKİYE’DE KURAKLIK VE KURAKLIĞIN TARIMA ETKİSİ

   Kuraklık, yağışın uzun yıllar ortalamasından daha az gerçekleşmesi ile ortaya çıkan ve herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde meydana gelebilecek olan doğal bir iklim olayıdır. Günümüzde; dünyada, karşılaştığımız küresel ölçekte en büyük sorunlardan birisi olan kuraklık, bugün gelinen nokta itibariyle fiziksel ve doğal çevre, kent yaşamı, kalkınma ve ekonomi, teknoloji, tarım ve gıda, temiz su ve sağlık olmak üzere hayatımızın her aşamasını etkilemektedir. Etki derecesi, süresi ve zamanının tahmin edilmesi son derece zor olan kuraklığın etkileri, insan faaliyetleri ile de yakın ilişkilidir. Kuraklık, önemli ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri olan doğal bir olaydır. Kuraklık başlangıç ve bitiminin belirlenmesinin güçlüğü nedeniyle diğer doğal afetlerden farklıdır. Yavaş yavaş kuvvetini artırır ve olay sona erdikten yıllar sonra bile etkisini devam ettirebilir. Kuraklığın etkileri genellikle ilk olarak tarımda görülür ve yavaş yavaş diğer suya bağımlı sektörlere yayılır....

OTOKRATİK SİYASAL YÖNETİMLERİN OLUŞUMU | Milliyetçilik ve Küreselleşme Bağlamında Değerlendirme

  Otokratik Siyasal Yönetimlerin Oluşumu  ve Politika   Tarih boyunca medeniyetlerin oluşumunu ve işleyişini biraraya getiren sosyolojik , siyasi birtakım etkenler sürekli kendisini yenileyerek o toplumda aşamalı bir şekilde kendisini hissettirmiştir. Değişimin kaçınılmaz olduğu bir dünya düzeninde hem siyasi , hem ekonomik hem de sosyolojik açıdan değişim geçiren toplumlar kutuplaşmanın her zaman bir tarafında yer almak zorunda kalmıştır. Nitekim soğuk savaş döneminde oluşan siyasi ve ekonomik atmosfer , yeni dünya düzeninde kendisini kapitalist eksenli olarak güçlü bir boyutta hissettirmeye devam ettirmektedir. Esasen burada toplumların oluşturmuş olduğu "coğrafya eksenli bir kutuplaşma " söz konusu olmaya başlamıştır. Soğuk savaş döneminde oluşan çift kutuplu dünya düzeninin yerini artık "coğrafi kutuplaşma " almış bulunmaktadır. Bu durum elbette toplumlar arası etkileşimi ve iletişimi oldukça olumsuz yönde etkilemekte , küreselleşme olgusuna oldukça fazla ters d...

HABER ÇERÇEVELEME | Gazetecilik

HABER ÇERÇEVELEME: KURAM VE TİPOLOJİ  Çerçeveleme kavramının potansiyeli iletişimsel süreçler üzerinde odaklanılmasında yatmaktadır. İletişim durağan olmaktan ziyade , çerçeve kurma ( çerçevelerin nasıl ortaya çıktığı) ve çerçeve belirleme ( medya çerçeveleri ve izleyici eğilimleri arasındaki karşılıklı etkileşim) unsurlarını da kapsayan dinamik bir süreçtir. (Entman,1993) Çerçevelerin; iletici, metin, alıcı ve kültürüde kapsayan çeşitli konumlara sahip olduğunu belirtmektedir. Bu bileşenler farklı aşamalardan oluşan ( Çerçeve kurma, Çerçeveleme belirleme, Çerçevenin bireysel ve toplumsal düzeydeki sonuçları) Çerçeveleme sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. “Çerçeve kurma” haber çerçevelerin yapısal niteliklerini etkileyen faktörlere gönderme yapmaktadır. Çerçeve kurma süreci, gazeteciler ve seçkinler ile sosyal hareketler arasında ki sürekli etkileşim içerisinde yerini almaktadır. “Çerceve belirleme” medya çerçeveleri ile , bireylerin önceki bilgileri ve eğilimleri arasındaki etkil...

FARKLI DİLLERİN TWEETLERİ SOSYO-KÜLTÜREL BİR ANALİZ

                                                 FARKLI DİLLERİN TWEETLERİ                                                   SOSYO –KÜLTÜREL BİR ANALİZ                                                                                  ...

İŞ ARAMA VE İŞ BAŞVURU SÜRECİ GENÇ İŞSİZLİĞİNE GENEL BİR BAKIŞ VE İŞ ARAYIŞINDA UYGULANABİLİR METOTLAR

                                                  İŞ ARAMA VE İŞ BAŞVURU SÜRECİ        GENÇ İŞSİZLİĞİNE GENEL BİR BAKIŞ VE İŞ ARAYIŞINDA UYGULANABİLİR   METOTLAR                                                                                                ...